Anasayfa / YOL HİKAYELERİ / Yabanın İçinde: Alexander Supertramp

Yabanın İçinde: Alexander Supertramp

Christopher Johnson McCandless (Alexander Supertramp ‘Süperberduş’) 12 Şubat 1968 tarihinde Amerika’nın Kaliforniya eyaletinin El Segunda şehrinde doğmuş ve Ağustos 1992’de, Alaska’da içinde yaşadığı terkedilmiş ‘Magic Bus’ (Sihirli Otobüs) içerisinde hayata özgürce veda eden bir ‘yolteper’.wild-800x535

Christopher’ın hikayesi alışılmışın dışında. Bir bütünlük yolculuğu, ruhani tamamlanma ve saf özgürlük. Tam da yabanın içerisinde.

Christopher Johnson McCandless’ın yabana olan özlemi, sonradan edinilmiş bir özellik değil. “3 yaşında iken gece yarısı evden çıkıp, komşumuzun 6 sokak ötedeki evinde gizli gizli şeker yerken bulunmuştu. Maceracılık, onun ruhunda her zaman vardı” diye betimliyor kız kardeşi Carine McCandless. Carine’nin anlattığına göre, Chris’i en iyi anlayan kişi Carine imiş ve yaban hayatındaki yolculuğuna başladıktan sonra Chris hakkında pek çok düşünce evresi geçirmiş; fakat hiçbiri onun Chris’e karşı olan inancını ve onun seçimine olan düşüncelerini değiştirmemiş.

Antropoloji ve tarih bölümlerinde çift anadal yaparak, Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nden yüksek notlarla mezun olan McCandless, yaban hayat hayalini kurarken, eleştirdiği toplumdan uzaklaşmak için kendisi için uygun zamanı kolluyormuş. Chris materyalist bir karaktere sahip değilmiş; ‘Doğal Yaşam ve Başkaldırı’ kitabı ile bu kitabın yazarı Henry David Thoreau’nun, “Bana; aşk inanç, para, şöhret ve adalet yerine gerçeği verin” mottosunu benimsemesi de onu ‘Alexander Supertramp’ yapan en sağlam dayanak olsa gerek. Alexander’ın etkilendiği kitapların yazarları ise; Jack London, Lev Tolstoy ve Henry David Thoreau.

1990 yılında Emory Üniversitesi’nden mezun olup hür bir irade ile Arizona’ya Datsun marka arabasıyla yola çıkan Alexander, bu macera sırasında arabasında iken, sele yakalanması sonucunda arabanın çamura saplanmasından sonra, kimliğini ve cebinde kalan son parayı da yakıp ‘yolteper’ lakabı ile tam anlamıyla özdeşleşmeye başlamıştır.

1990’dan, Chris’in tabiri ile ‘Alaska’ya yapılan ruhani yolculuğun’ başlangıcı olan 28 Nisan gününe kadar, pek çok bölgeyi gezmiş. Yalnızlık ve öz farkındalığı bulma girişimlerine 1990-1992 yılları arasında başlamış. 28 Nisan tarihi, Chris’in “Magic Bus”ta hayatını kaybetmeden önce son görüldüğü tarih. Bölge sakinlerinden Jim Gallien, Alaska’ya olan yolculuğu hakkında endişe duyduğunu Chris’e belirtip, daha iyi ekipmanlarla oraya gitmesini istemiş ve ona bu konuda destek önermiş; fakat Chris, bu tekliflerin hepsini reddetmiş. Jim’den aldığı şeyler ise; bir adet but, 2 adet ton balıklı sandviç ve mısır cipsi.McCandless

Yabanı, yeşili ve doğayı tam anlamıyla kabul eden ve onu olduğu gibi yaşamayı felsefe edinmiş McCandless, son yolculuğa çıkmadan önce yeterli tecrübe düzeyine ulaşmış bir yolteperdi. Bir iddiaya göre, yolculuk sırasında ‘Supertramp’ (Süperberduş) soyadını kullanması Chris için bir paranoya belirtisiydi ve onun şizofreni başlangıcına sahip bir hasta olduğu söyleniyordu. Chris’in hayatını incelediğimizde ise, medeniyet tam anlamıyla bir kaos içerisinde ve toplum büyük bir şizofreni yaşamakta. Onun başlattığı bu ruhani ve öz farkındalık arayışı, Chris hakkındaki bu iddiaları çürütecek cinsten.

Otobüsün içinde yaşadığı yaklaşık 113 gün olduğu düşünülüyor. Alaska günlüğü, yine Chris’in tabiri ile ‘Doğa ile karşılaşmamda fiziksel ve ruhsal anlamda aşamalarımı kaydettiğim defter’ toplamda 112 günden oluşuyor. Son kaydettiği not, ‘Güzel Yabanmersinleri’ imiş.

Chris günleri not aldığı ve kendinden bahsettiği notlarında şu cümleler ile kendini betimliyor:

2 yıl boyunca dağ, taş dolaştı. Telefon yok, havuz yok, evcil hayvan yok, sigara yok. 

Sınırsız özgürlük. Sınır tanımayan bir maceracı. Evi yolları olan, güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah.

Medeniyet tarafından zehirlenmemek için kaçtı ve yabanda kaybolmak uğruna.

Sistemin içinde yaşarken; her gün analizini yaptığı bu köhne şehirlerden ve onu bunaltan bu karmaşa içerisinde, ondan istenen mezuniyeti insanlara sunup, yabanın içine koşan ‘yolteper’.

Alaska’daki macerasının 100. gününde McCandless’ın notu. Aldığı notta, “100. Gün! Başardım! Fakat kötü yaşam şartları içindeyim” diyor.
Alaska’daki macerasının 100. gününde McCandless’ın notu. Aldığı notta, “100. Gün! Başardım! Fakat kötü yaşam şartları içindeyim” diyor.

Yemek stoğunun azalması ve günlüğüne, “Felaket! Nehir geçmeme izin vermiyor” notları ile düştüğü, Teklanika Nehri’nin ilkbahar mevsiminde fazla yağış sebebiyle daha akıntılı akması ve su kanalının genişlemesi yüzünden geri dönemediği için, kapana sıkışan ve bu durumu günlüğüne, “Yaban hayatın içinde sıkışıp kaldım” şeklinde anlatan Chris, yabani patates kökü yiyerek zehirlenmesinden dolayı onu ölüme sürükleyen ömrünün son günlerinde ise bir sessizlik sürecine girmiş.

Notlarına düştüğü son şey ise Chris’in meşhur sözü, “Mutluluk, yalnızca paylaşıldığında gerçektir” sözleri, onun inzivaya çekildiği dönemin tecrübelerini çok iyi betimlemektedir. Sistemi, “Kariyer, 20. yy’ın bir icadı” diyerek eleştiren McCandless, hayatını rutine bağlayan insanların aksine, 24 yıllık kısa hayatına büyük bir roman sığdırmış ve yeryüzüne çok değerli bir miras bırakmıştır.

Annesinin ve babasının özel hayatlarındaki kavgaları, NASA için çalışan ve uzaya ilgisi olan babasının, annesi ile bir danışmanlık şirketinden büyük paralar kazanması, Chris’i mutlu etmek yerine ailesi hakkındaki düşüncelerini tamamı ile olumsuzlaştırmış ve onu ‘özgür doğa yolculuğu’na götürmüş en tetikleyici faktörlerden bir tanesi.

Alexander Supertramp’ın (Christopher Johnson McCandless) 113 gününü geçirdiği Alaska’daki ‘Magic Bus’ içerisindeki yaşam alanı.
Alexander Supertramp’ın (Christopher Johnson McCandless) 113 gününü geçirdiği Alaska’daki ‘Magic Bus’ içerisindeki yaşam alanı.

Chris’in hakkında yüzyıllar boyunca anlatılacak şeyler var. O artık bir karakter. Bir düşünce lideri ve yeni nesiller için bir rehber. Chris’i daha yakından tanımak için Jon Krakauer’in, 2007 yılında Sean Penn tarafından çekilen belgesel-filmine de kaynak olan ‘Into the Wild’ (Özgürlük Yolunda) eserlerini şiddetle tavsiye ederim.

Yazıya Chris’in veda sözlerinden birkaçı ile son vermek istiyorum. Süperberduş, ne zaman bir kişi yabana gitse rehberlik görevini üstlenen bir sembol olacaktır.

Mutlu bir hayat yaşadım ve bu yüzden Tanrı’ya müteşekkirim. Hoşça kalın, Tanrı hepinizi kutsasın.

Burak Avşar

Kaynak: Into the Wild, Jon Krauker, 1996 / Christopher McCandless Info

Bu yazı ilk olarak gaiadergi.com internet sitesinde yayınlanmıştır.

Gezginler

Check Also

Sınırlarını kaldırıp ruhunu bohçasına atan bir gezgin: Hülya Tosun

“Sınırlarım kalktı benim. Öyle güzel, öyle kendiliğinden oldu ki. Örneğin Beyrut’ta tanıştığım Rima’yla, İstanbul’dan Fas’a …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir